|
aşk dair herşey.özledikleriniz,yaşamak isteyip yaşayamadıklarınız,ayrılıklarınız,sebepsiz gidişler ya da gidişleriniz, (devamı) |
Bitti O Sevda...
Bitti o sevda kesildi çığlıkları martıların
Su gibi bitti, suya karşıt gibi bitti
İtti kıyıyı adına deniz dediğimiz şey
Unuttuk ikimiz de her türlü yetinmezliği
Kaybetti kumarda gözlerim
Kaybetti kumarda gözleri.
Bir koru rüzgarlandı göğüs boşluğumuzda sanki
Uzaklaştı ağaçlar birbirlerinden
Yakınlaştı ağaçlar birbirlerine
Yani her soluk alıp verişimizde bizim
Bir mekik gibi kalbin
Bir mekiği gibi kalbim
İşleyip durdu bu yitikliği yeniden.
Ne kaldı
Farkında mısın bilmem
Gündüzler..
Gündüzler biraz azaldı.
E.Cansever
hikmet ve niyazi...
biri geçmişimiz, diğeri geleceğimiz...
tabiki özledim ama benden sonra hatırlamamışsınız hiç...
görmek isteyen görebilir ben hemencik farkettim misal..güzel olmus...
resmi bu hale getirmek daha ii oldu sankim beyle geniş geniş döşeme döşeme
sanırım grubun arka plan resmine mavikatar ya da yell el attı çok güzel olmus elinize sağlık:))
Şu dilime kolay ama yüreğime zor bir durum... Kısa yolu bulamadı, yine aramız uçurum... :S
çok etkileyici bir şarkı bu..içip içip kendimden geçiyorum o derece:|
Gözün gördüğünde, tenin bildiğinde, kulaklarında kuruduğunda nefesi, dilin döndüğünce yaşamaktır aşk.
biraz aşağılara indim de önceden yazılanları okudum d.günü mevsununa bir kere daha güldüm:)
Oyunun yeni kurallarla baştan yazılma zamanının geldiğini söyledi, o akşam üstü.. Arkamı döndüm ve sustum.. Zaten her şey bir kurgudan ibaret değil miydi? Yeni oyunlara yeni kurallar.. Aslına bakarsan yeni rollerde vermeliydi bana hayat.. Bir çocuk, bir kadın, bir anne, iyi bir aşık, aptal bir sevgili dışında herhangi bir şey.. Gereksiz tekrarlar yazıyorum sayfalara, gereksiz insanlara gülümsüyorum.. Ne zoruma? Sırf yanağımda bir çukur var diye, “gülmelisin” dedi bana hayat, “gülümsemelisin ” .. Yüzüme atılan bir damgadan daha farklı değildi yanağımdaki çukurun gölgesi..
Düşününce sondan geriye her şeyi, anlayabiliyorum bazı şeyleri.. Sanırım büyüyorum.. Küçük bir çocukken aynalara bakıp saatlerce ağladığımı, yanağımı kendi ellerimle tokatladığımı, çukurların kapanması için Tanrı ya her gece nasıl dua ettiğimi düşünüyorum.. Zorum kendimle benim.. En başından beri, kanımla, nefesimle, dudağımla, yanağımla, yüzümle, ellerimle, gözümle, en kuytu yerimle zorum var benim..
Yapabilirdim.. Bu oyuna bir son verebilirdim aslında.. Karşıma geçip kendimin, anlatabilirdim kendimi kendime..
?
Nesin sen? Söylesene nesin? Kimsin? Kaç kadın var içinde? Kime benziyorsun, kim gibi kokuyor ellerin, gözlerin terler mi seninde? Kimsin sen? Kimde kaldın, nerde kaldın en fazla? İşin bittikten sonra sen de arkanı dönüp uyur musun onlar gibi? Ya da kusar mısın içini yatağa, susar mısın birazda?
?
Sorguya çekip kendimi, insanlıktan çıkartabilirim.. Saldırıp kopartabilirim kendimi o düzlükten.. Aslında yanağımda ki çukurdan bir seferde intikamımı alabilirim..
?
Neyim ben? Kimim? Kim deyim bu akşam? Ne renk benim saçlarım? Nasılım? Neden tırnaklarımı kemiriyorum hala? Kimi öptüm ben, hangisini daha çok sevdim o dudakların? Sırtımdaki yanık izi hangi geceden kalma? Yarına biri var mı içimde? Hangisi beynimi avuçlar, yüreğimden önce? Sustur beni artık! Sustur!!!
Bak içimdeki güzel kadın/ sana diyorum ki; gel git buralardan.. Dinle beni ve git.. Sus ve git.. Eteklerini topla ve doldur içine gözlerini, terinin kokusunu, son sigaranı, parmaklarını tek tek topla masalardan.. Git.. Ceplerine sokuştur yalandan sevişmelerini, en dibe en derine.. Yalanlarının üstüne koy.. Ve git.. Bardağını al, yattığın yatağı, oturduğun koltuğu, camın önündeki menekşeleri alda git.. Baktığın aynayı kırda git bendeki odalardan.. Bak içimdeki güzel kadın/ sana diyorum ki; gel git buralardan..
Nesin sen?